Arkadaşlıklar

Hayatımın hiçbir alanında kendimi arkadaş canlısı olarak tanımlamadım. Ve beni tanıyan kimse de tanımlamaz. Kalabalık arkadaş gruplarında o gruptan bir iki kişiyle biraz daha yakın oluyorum. Aslında bu normal ama o yakın olduğum kişilerle de yakınlığım bir noktaya kadar ilerliyor ya da dönemsel olarak buna evriliyor. En yoğun arkadaşlıklar kurduğum dönemi hatırlıyorum mesela o zamanlar dahi az arkadaşım oldu. İnsan sarrafı denilen kişilerden olmadım hiç. Belki de bu yüzden insanları hayatıma dahil ederken ağırdan alıyorum. Tabii her zaman böyle olmadı, bazen karşı tarafın enerjisine kanıp ay ne kadar iyi insan dediğim ve ardından büyük hayal kırıklığıyla bir daha görüşmemek üzere yollarımı ayırdığım insanlar da oldu. Bu hiç sekmedi, anasınıfı, ilkokul, lise, üniversite… Ama ilk defa, gerçekten, hayatımda ilk defa, 2019 yılında nefret duyduğum bir kişi tanıdım. İkiyüzlüğün doruklarını ve güleryüzünün ardından çıkan canavarı gördükten sonra içimdeki öfkeyle birlikte belli bir kesime karşı önyargılı olmaya başladım. Neyse, o kadar önemsiz bir kişi ki artık üzerimdeki etkilerinden kurtuluyorken burada çok fazla yer vermeyeceğim. Tabii, zaten sevmediğim ev arkadaşlığı olayından tamamen elimi ayağımı çektim ve İNŞALLAH bir daha mecbur kalmam.

Arkadaş, sözlükte “birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri” olarak tanımlanıyor. Bence arkadaşlık zor ve bu tanımla yeterli kalmayan bileşenlere de sahip. Ortak zaman geçirebilecek potansiyelde olmak, birbirini “gerçekten” dinlemek, samimi davranmak ve en önemlisi güvenmek. Mesela bir keresinde bir arkadaşıma aramızda kalsın diyerek anlattığım konuyu başka bir gün başka insanlardan duydum. Sonra bunun yanlış olduğu konusunda konuştuk anlaştık ama bu durum aklımı karıştırmıştı ve eskisi gibi olamadım. Bir arkadaşımla da (benim en uzun arkadaşlıklarımdan birisi) bir yaz akşamı balkonda oturuyoruz. İkimizin ortak tanıdığı; benim çok samimi olmadığım ama arkadaşımın baya yakın olduğu bir kişiden konu açıldı ve arkadaşım onun hakkında özel bir şey söyledi. Yani gerçekten özel. Benim açımdan dedikodu değeri yok ya da bahsi geçen kişi hakkında iyi veya kötü düşünmedim ve konu uzamadan kapandı zaten. Arkadaşımın bu konuyu bana güvendiği ve beni yakın gördüğü için anlattığını biliyorum, hiçbir kötü niyeti yoktu. Ama o 3. kişi de özelini arkadaşıma güvendiği için anlatmıştı. Ben de bir şey anlatsam kendi çevresinden güvendiği kişilere anlatabilir mi yani? Bunlar hoşuma gitmiyor işte, güvenebilmek, üzüntünü ya da paylaşmak istediğin herhangi bir şeyi arkadaş ile konuşmak bana zor geliyor. Çok zor zamanlardan geçtiğim ve işin içinden çıkamadığım bir dönem olmuştu. O zaman en yakın arkadaşlarımdan biriyle konuşmuştum ve bana çok iyi gelmişti. Gerçi ara ara kendi sorunlarım için zamanını çalıyormuşum gibi bir mahcubiyet hissettiğim de oldu. Galiba bir arkadaşımla en üst seviye yakınlığım buydu.

Araya mesafelerin girmesi de arkadaşlığı etkileyen noktalardan biri benim için. Uzun yıllara dayanan arkadaşlıklarım pek etkilenmiyor bundan ama genel olarak farklı şehirlerde olan arkadaşlarım ile yakınlığım da bir noktada takılıyor. Telefonla konuşmayı hiç sevmediğim ve “öylesine” kimseyi arayıp yazmadığım için de iletişim kuramıyorum. İletişimin olmadığı yerde de arkadaşlıktan ne derece bahsedebiliriz soru işareti… Çok eskiden, bir arkadaşım kendiliğimden onu hiç aramadığım için sitem etmişti. Bir şey değişmedi ama hala. Arkadaşlarımla bir araya gelmeyi, sohbet etmeyi çok seviyorum ve birlikte geçirilen zaman benim için gerçekten çok değerli ve anlamlı oluyor. Ama zorlamasız, samimi, rahat ve karşılık beklemeden olunca… Bazen bazı konular üstünde gereğinden fazla düşünüyorum ve bu değişse keşke.

Mütevazi olmamakla bir alakası yok, gerçekten iyi bir dinleyiciyim ve iyi sır tutarım. Kendimi başkasına açma konusunda da bir o kadar dikkatliyim. Keşke bu da değişse. İçimden gelince, şu an hala arkadaşım olan iki kişiye o gün yanlarına gidip arkadaş olmak istediğimi söyledim. Ve de yakın zamanda arkadaşım olan kişiye, tamamen birbirimize yabancıyken sırf beni çeken enerjisi ile anlaşabileceğimi düşündüğümden yanına gidip evime davet ettim, hala görüşüyoruz. Ama bitmek bilmeyen bir mesafem de var. Gereğinden fazla düşünürken bunun sebebini de düşündüm. 90lı yıllar, ilkokula gidiyorum, mahallemiz komple sınıf arkadaşlarımdan oluşuyor neredeyse. İlk arkadaşlıklar, akşama kadar sokakta, sınıftan bazı arkadaşlarım ile birlikteyiz ve sürekli paten sürüyoruz. İşte o zamanlar kurduğum ilk ve ciddi arkadaşlığım Ekin ile ben büyük bir travma yaşadım. Üstünden 20 sene geçti ve insan çocukluğunda yaşadığı anıları unutamadığından ben de hala hatırlarım. Arkadaşlıklarım üzerine düşünürüm dedim ya, hem kabullendiğim hem de olmasa daha mı iyi olur diye düşünüp durduğum, bitmek bilmeyen mesafelerin sebebinin bu olacağını düşünmemiştim hiç. Beynimde bir şimşek çakıp olabilir mi acaba dediğimde bunu yazmalıyım dedim. Önce defter sayfama, sonra sanal sayfama. Bir tek Ekin’in ismini verdim. Çünkü o, ilkokuldan sonra hiç görüşmediğim, ismini duyunca garip bir sızı hissettiğim, farkında olmadan hala kaçtığım arkadaşlıklarımın kalıcı bir darbeyle yıkılan temeli.

Bitti.

7

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir