Belgrad Gezilecek Yerler, Genel Bilgiler, Airbnb| Belgrad Gezi Notları

Belgrad seyahatimin ardından topladığım fişler ve notlar ile birlikte kendi gezi notlarımı yazma zamanı geldi. Yeme-içme rehberini bu yazının ardından yazacağım, onun dışındaki her şey burada.

Para Birimi ve Bütçe

Belgrad’a gitme fikri benim son 1-2 yıldır aklımdaydı. Yakın, vizesiz ve çok ucuz olarak anlatılması en temel sebeplerden… Zaten son zamanlardaki dolar ve euro kurlarından sonra çok çok mantıklı bir tercih oldu. Eğlence, sanat, yemek, kültür barındıran Beyaz Şehir’i en güzel zamanlarında ziyaret ettik.

Sırbistan’ın para birimi Sırp Dinarı (RSD). İlk Belgrad yazılarını okuduğum zamanlar 1 TL; 35 dinara, biletimi aldığım zamanlar 25 dinara eşitti, Belgrad’a gittiğim gün 21-22 RSD’ye karşılık geliyordu. Şu an bu yazıyı yazarken güncel kur 1 TL = 17 RSD şeklinde. :’) Hızlı bir düşüş yaşamışız.

Sonuç olarak yazıya başlamadan önce ilk söylemek istediğim; Belgrad artık ucuz bir şehir değil! İstanbul’un orta-iyi mekanlarında ne kadar ödüyorsanız burada da fiyatlar hemen hemen aynı (alkol ve kahve hariç), yine pahalı bir şehir değil ama eskiden olduğu gibi çok ucuz bir şehir de diyemeyiz. Diğer yazıda yeme-içme ne kadar tuttu hepsini tek tek yazacağım ama biraz fikir vermesi açısından şunları da ekleyeyim, aşağıdaki fiyatları 17’ye bölüp ortalama bir hesap yapabilirsiniz:

Orta boy dondurma: 380 RSD

2 kişilik akşam yemeği ve içecekler: 1800-2000 RSD

Dilim pizza: 200 RSD

Su: 50 RSD

Kahve: 150-180 RSD

Havaalanı içinde merkeze ulaşmamızı sağlayacak miktarda para çevirdik sadece çünkü daha düşük kurdan veriyorlar. Geri kalanını Terazije caddesinde Menjačnica denilen döviz bürolarının birinde çevirdik.

Vize, Ulaşım

En başta da söylediğim gibi Sırbistan bizden vize istemiyor. Pasaport kontrolünden geçerken biraz sorguya çekilmeyi bekliyorduk ama öyle de olmadı çok rahattı. Sadece pasaportumuza baktılar, geri verdiler ve geçtik.

Ben biletimi gidiş tarihinden 3-4 ay önce toplam 600 TL’ye aldım. Pegasus, Atlas global ve THY’nin Belgrad’a seferleri oluyor ve yaklaşık 1 buçuk saat sürüyor.

Havaalanından şehir içine ulaşım için taksi, 72 ve A1 nolu otobüsler kullanılabilir.72 numaralı otobüs ile son durakta (Zeleni Venac) inince şehrin en merkezi yerinde inmiş oluyorsunuz. A1 ise buradan 1 km kadar daha uzak bir yerde bıraktığı için 72’ye bindik. Otobüs ücreti 300 dinar. Şansımıza çok beklemedik otobüsü. Dönüş günü havaalanına gitmek için taksi tercih ettik. Zaman ve hız açısından çok daha iyi bir tercih. Şehir merkezi – havaalanın arası yaklaşık 1800-2000 RSD tutuyor.

Küçük bir şehir olduğu için şehri yürüyerek keşfetmek çok rahat ve zevkli oluyor. Tramvay, otobüs kullanmaya hiç gerek yok. Çok yorulduğumuz veya zaman kazanmak istediğimiz durumlarda taksi kullandık sadece.

Konaklama, ilk Airbnb Deneyimi

Uçak biletimi aldıktan sonra şehrin merkezinde çok tatlı bir otelde rezervasyon yaptırmıştım. Daha sonra hiç Airbnb denemediğim aklıma geldi. Bloglarda okuduğum kadarıyla herkesin çok tercih ettiği bir konaklama olunca ben de bu sefer Airbnb’ye bakayım dedim. Çok güzel bir yerde; Branko Köprüsü’nün yanı başında, bol graffitili Savamala bölgesinden bir ev kiraladım. Çok şirin ve temiz bir evdi.

Airbnb’de hesap açarken indirim kodu olarak verilen linklerden üye olduğum için de 130 liralık bir indirim oldu. Böyle olunca otelden çok çok daha uyguna geldi. Normalde de Belgrad’da konaklama fiyatları gerçekten uygun. Mesela ortak banyolu olan yerler aşırı ucuz oluyor ama ben onları direkt elemiştim (özel banyo çok önemli benim için). Kaldığımız evin bir fotoğrafını da ekleyeyim (internet sitesinden aldım).

Gidiş tarihimizden iki gün önce ev sahibine mesaj attım, evin konumu ve saat kaçta geleceğimiz, buluşacağımız konusunda konuştuk. Buluşunca bize evi gösterdi ve çevredeki yerler hakkında bilgi verdikten sonra vedalaştık. Ayrılırken de anahtarları binanın yanındaki küçük kahve dükkanına bıraktık. Beklediğimden çok daha rahattı evde kalmak. Bundan sonra da Airbnb’den evlere bakarım mutlaka. Eğer Airbnb’ye henüz kayıt olmadıysanız bu link ile üye olup 130 tl indirim kuponu alabilirsiniz.

Belgrad’da iki gün boyunca nereleri gezdik, şehrin önemli noktalarını yazmadan önce seyahatimiz boyunca en çok kullandığımız offline harita uygulamalarından bahsedeyim: Google Maps ve CityMaps2go. Ben CityMaps2go uygulamasında seyahat öncesinde gitmek istediğim yerleri işaretlemiştim. Neresi nereye yakın diye bakıp gezi planı oluşturmak için iyi oldu fakat şehir içinde yol bulurken en iyisi Google Maps idi (offline kullanabilmek için gezeceğiniz şehrin haritasını önceden indirmeniz gerekiyor). Sırplar hem kiril hem latin alfabesini kullandıkları için yer-yön bulurken sıkıntı yaşamıyorsunuz.

Belgrad’da Gezilecek Yerler

Knez Mihailova 

Yürürken İstiklal Caddesi’nde yürüyormuş gibi hissettiren Belgrad’ın trafiğe kapalı meşhur caddesi… Sokak sanatçıları, yemek yeme mekanları ve mağazalarla dolu bir yer. Biz birçok kez bu caddeyi turladık. Dondurma ve kahve için gideceğimiz yerler buradaydı. İstiklal’e gerçekten çok benziyor, daha yeşil ve daha sakin hali sadece. Caddenin sonunda Rajiceva Alışveriş Merkezi var, en alt katında büyük bir market var ama ismini şimdi hatırlamıyorum malesef. O marketin baya büyük olduğunu duyup çikolata, abur cubur vs. alırız diye gitmiştik ama hiç dikkatimizi çeken bir şey bulamadık. Aynı marketin cadde içinde bir başka şubesi daha var orası çok daha büyük ve çeşitli bir yer. İçinde asansör filan vardı, ilk defa böyle bir şey gördüm. Alışveriş merkezine boşuna gittik yani, çekici bir yanı yoktu.

Republic Square

Prens Mihailo’nun atlı heykelini gördüyseniz Republic Square yada Cumhuriyet Meydanı’na geldiniz demektir. Prens Mihailo Sırp tarihinde oldukça önemli bir insan, kendisi Osmanlı hakimiyetine son vermiş. Hemen arka tarafında Sırbistan Ulusal Müzesi yer alıyor. Burası çok belirgin bir nokta olduğu için buluşmalarda sıkça kullanılan bir lokasyon.

Sırbistan Ulusal Müze

Müzenin içinde Sırbıstian, Yugoslavya tarihiyle ilgili parçalar, Sırp ve Yugoslav sanatçılarının eserleri haricinde Monet, Vincent van Gogh, Picasso, Klimt, Dürer gibi isimlerin de eserleri yer alıyor. Alt katında daha çok Sırp tarihiyle ilgili bilgiler ve eserler vardı, üst katlarda ise gez gez bitmeyen resim şöleni bulunuyor. Müzede beni en çok etkileyen alan burası oldu. Labirent gibi çıkışı çok zor olsa da mükemmel parçalar var. İlgililerin -mutlaka- uğramasını tavsiye ederim.

Ayrıca bu müze Sırbistan ve Karadağ ayrıldıktan sonra uzun bir süre kapalı kalmış. Geçen senelerde tekrar açılmış. Bu bilgi benim merak derecemi arttırmıştı.

Müzeye giriş ücreti: 200 RSD

Ziyaret saatleri: 10.00 – 17.00 arası açık, Pazartesi günleri kapalı

Terazije

İlk başta bahsettiğim Zeleni Venac durağı buraya çok yakın. Biraz yürüyerek bu meydana ulaşıyorsunuz. Burada mimarisiyle göz dolduran meşhur Hotel Moskva’yı görebilirsiniz. Zamanında Albert Einstein, Robert de Niro, Roman Polanski, Alfred Hitchcock, Jack Nicholson gibi efsane isimleri misafir etmiş. Bu meydanın bir ucu Knez Mihailova caddesine bağlanıyor.

Parlamento Binası

Terazije meydanından biraz ilerleyerek Parlamento Binası’nı (Sırbistan Ulusal Meclis Binası) görebilirsiniz. Belgrad’ın kültürel simgesi ve en görkemli yapılarından biri. Binanın önünde Siyah Atlar Oynuyor heykeli bulunuyor. Bu heykeller insan ve doğa arasındaki çekişmeyi sembolize ediyormuş. Biz binanın içine girmedik ama içi de dışı kadar görkemliymiş.

 Nikola Tesla Müzesi 

Sırpların haklı olarak çok değer verdikleri Sırp bilim insanı Nikola Tesla, ilgi alanınıza girse de girmese de burayı ziyaret etmelisiniz bence. Benim Belgrad’da en çok görmek istediğim yerler top 3 listemdeydi. Beklediğimden daha küçük ve kısıtlı bir müzeydi yalnız. İlk gittiğimizde rehber içerisi full olduğu için bizi 1 saat sonra alabileceğini söyledi. Biz de çevreyi dolaşıp bir yerde oturduk. Müzeye girdiğimizde ilk önce Nikola Tesla’nın hayatı hakkında 10-15 dakikalık bir belgesel izledik. Rehber bey neon ışıklar,günlük hayatta kullandığımız mikrodalga fırın, uzaktan kumanda gibi icatların da Nikola Tesla’ya ait olduğunu anlattı. Ardından bazı icatlarını uygulamalı olarak gösterdi. Müzenin en ilgi çekici parçası Tesla Bobini. Ellerimize florasan alıp elektriğin kablosuz iletimini deneyimlemek ve rehberimizin “jedi” esprisi çok güzeldi. Ayrıca Nikola Tesla’nın külleri de bu müzede tutuluyor.

Müzeye giriş ücreti: 500 RSD

Ziyaret saatleri: 10.00 – 18.00 arası açık, Pazartesi günleri kapalı 

Beton Hala

Savamala bölgesinden nehir tarafına doğru ilerleyip demir yolunu geçip Beton Hala’ya ulaşıyoruz. Nehir boyunca sıralanmış çok güzel mekanların olduğu sakin ve huzurlu bir cadde. İlk geldiğimiz gün akşam yemeğini burada yemiştik. Güneş batarken nehir kenarında oturmak mükemmeldi. Burada bulunan Cantina de Frida ve Druga Piazza ünlü mekanlardan…

Savamala & Branko Köprüsü

Sava (Sava Nehri) + Mala (mahalle) kelimelerinden oluşan Savamala, şehrin “hipster” olarak etiketlenmiş bölgesi . Branko Köprüsü ile yan yanalar. Burası graffitilerin, sokak sanatının ve eski şehir dokusunun konuştuğu bir yer. Kaldığımız ev de bu bölgedeydi, bir sabah yürüyüşünde uzun uzun dolaşıp duvarlara, binalara, ruhuna tutuldum baya. Gece hayatının da Berliner, KC Grad gibi ünlü barlardan dolayı aktif olduğu bir yer o yüzden sabah akşam çok canlı. Bu fotoğrafları da Branko Köprüsü’nden çekmiştim. Köprünün diğer ucunda Sava Nehri üzerindeki gece kulüpleri bulunuyor. Biz gece çıktığımız için ışıktan dolayı hiç güzel fotoğraflar çekemedim ama köprünün üzerindeyken veya karşıya geçtiğinizde Belgrad’ın en fotojenik halini yakalayabilirsiniz.

 

Skadarlija

Burası da Belgrad’ın “bohem” olarak etiketlenmiş caddesi. Rengarenk çiçekleri ve arnavut kaldırımıyla çok şirin bir yer. Hem yerel yemekleri yiyebileceğiniz hem de Balkan müziklerini canlı olarak dinleyebileceğiniz “Kafana” olarak geçen mekanların birinde akşam yemeği yedik. Dva Jelena, Tri Sesira, Šešir moj vs. en ünlü yerlerden bazıları. Ayrıca burada Sırpların votkaya benzeyen yerel içkisi “rakija” yı deneyebilirsiniz.

St. Sava Temple (Aziz Sava Katedrali)

Aziz Sava Katedrali; Balkanların en büyük, dünyanın 10. büyük Ortodoks kilisesi. Yanına yaklaştıkça ne kadar devasa olduğunu anlıyorsunuz.  İçerisinde gerçekten büyüleyici bir manzara var ama çok fazla tadilatta olan yeri vardı. O yüzden biraz üzüldüm açıkçası ama gördüklerim de yetti. Kilise gezmeyi seviyorsanız burayı listenin 1. sırasına almalısınız derim.

Tašmajdan

Bu meydanda Tasmajdan Park, St. Mark’s kilisesi iç içe. Nikola Tesla Müzesi’nden çıktıktan sonra bu meydana gelip parkta dinlenip huzur dolduktan sonra kiliseyi gezmeye geçtik. Çevresinde çokça kahve dükkanları, yemek mekanları da bulunuyor.

St. Mark’s Kilisesi

Yine dışarıdan mimarisiyle ve görkemiyle kendisine hayran bırakan bir kilise. İçeriye geçtiğimizde beni etkilemedi, hatta girmesek de olurmuş diye düşündüm içimden ama buraya kadar gelmişken görmemek olmazdı tabi. Kısıtlı bir zamanı olanlar için içeriye girmeyin bile diyebilirim, bir şey kaybetmezsiniz bence.

Belgrad için 2 gün yeterli diyorlar genelde fakat bana yetmedi doğrusu. Tüm planlarımı gerçekleştirebilmek için 1 gün daha isterdim.

En çok içimde kalan yer House of Flowers oldu. Çünkü Hyde Park‘tan geçerek içinde bulunan Yugoslavya Müzesi‘ni ve tarihte çok sevdiğim Mareşal Tito‘nun mezarını görmeyi çok çok istedim. Bunun dışında Belgrad’ın biricik adası Ada Ciganlija‘yı bisikletle gezmek istiyordum. Bunlar da Belgrad’da yapılacaklar top 3 listemdeydi…  Bir de Belgrad’ı yazan tüm gezi bloglarında en başı çeken Kalemegdan var, oldum olası kale gezmek beni hiç yükseltmeyen bir eylem olduğu için buraya gidemediğim için pek üzülmüyorum açıkçası. Gidenler burayı Belgrad’da mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olarak aktarıyorlar ve gün batımını izlemesi güzel oluyormuş. Gitseydim ben de yazıma eklerdim güzel olurdu tabi ama diğer gidemediğim yerlere yeteri kadar üzüldüğüm için Kalemegdan pek dokunmuyor.

Bana göre Belgrad’da gezilmesi görülmesi gereken her yerden bu yazıda bahsettim. Yukarıda bahsettiğim eksik yerler dışında gerçekten kısa ama verimli bir gezi oldu. Yemek yediğimiz, bir şeyler içtiğimiz mekanları ayrıntılı olarak bundan sonraki yazıda toplayacağım. Son olarak, Belgrad’ı hafif yağmurlu, kapalı temmuz günlerinde (serin havada gezmek inanılmaz rahat) ve yaz mevsiminde (hafif giysiler ve üşümemek demek) gezdiğim için çok çok mutlu ve minnet dolu ayrıldım! 


Sosyal Medyada YBY

(Toplam 114 defa, bugün 1 defa)

5 Yorum

  1. Ender 10 Ağustos 2018 at 11:15

    Seninle Belgrad sokaklarında dolaşmak harika bir tecrübeydi

    Cevapla
    1. yobusrayo 27 Ağustos 2018 at 12:57

      Tekrarlayalım <3

      Cevapla
  2. Enis 10 Ağustos 2018 at 12:33

    Yazınız çok güzel oldu Belgrad artık benimde listeme dahil oldu sizin sayenizde. Detaylı anlatım için teşekkürler

    Cevapla
    1. yobusrayo 27 Ağustos 2018 at 12:57

      Ben de yorumunuz için çok teşekkür ederim. 🙂

      Cevapla
  3. Pingback: Pazar Kahvesi // No:4 | Atlantisin Güncesi

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir