Dinle, Oku, İzle #2

 İlk olarak müzikten başlayalım. Karşınızda hepsi birbirinden harika ve güzel 4 hatun kişisinden oluşan Warpaint!

Yaptıkları müziği “psychedelic, getto, dream pop, melodramatic song” olarak tanımlıyorlar. Zaten şarkılarında çeşitliliği dinlediğinizde anlıyorsunuz. Vokalde Emily Kokal var. Hamster gibi yüzü var çok tatlı, sesini de aşırı derecede seviyorum. Diğer grup üyeleri sırayla Jenny Lee Lindberg (en beğendiğim), Theresa Wayman ve Stella Mozgawa.
Ben kendilerini ilk olarak “Elephants” şarkılarıyla tanıdım. Tadı hala damağımda. Sonra “Shadows” ile en sevdiğim müzik grupları arasına girdiler. Daha fazla ne yazabilirim bilmiyorum, çok sevdiğim, çok gururlandıran bir grup. Kesinlikle dinleyin!

Dinle, Elephants

Dinle, Shadows

 Kitap olarak, en sevdiğim Yüzyıllık Yalnızlık var.


Daha okumaya başlamadan beni ilk etkileyen ismi olmuştu. Hayatımda okuduğum en sıra dışı romandı. Öyle bir anlatımı var ki, kitaptaki akıl almaz olağanüstü olaylar sanki her gün yaşayabileceğimiz normal bir şeymiş gibi geliyor ve kabulleniyoruz. Sanırım bu kitap hakkında söyleyeceğim en iyi açıklayıcı cümle bu olur. Çünkü resmen anlatılmaz yaşanır tadında. Eğer okuma kararı alırsanız en baştaki soy ağacının sizi yıldırmasına izin vermeyin (ben kitabı bitirmek üzereyken bile açıp soy ağacına bakıyordum , bu kimin çocuğuydu babasıydı diye). Bir yerden sonra günlük hayatınız size sıkıcı geliyor, elinizde olmadan o ilginç dünyanın içine girip, Gabriel Garcia Marquez‘in sizi büyülemesine izin veriyorsunuz zaten.

 Film önerim ise yakın zamanda izlediğim 12 Angry Men!

Harika bir senaryo, harika yönetmenlik ve oyuncular… Sadece 12 kişi ve 1 odadan ibaret olan 96 dakikalık film sizi nasıl sarsıp, içine aldığını merak ediyorsanız kesinlikle izlemelisiniz. Film sonunda hem kendinizi hem de toplumu eleştireceğinize eminim. Ben bu filmi daha önce bahsettiğim Ytü Çarşamba Sinemaları adlı etkinlikte izlemiştim. Film sonunda etkinliği düzenleyen hocamız sahnelerden, bizim farkında olmadığımız anlamlarından bahsetti. Kullanılan işaretlerden, kamera açılarından bahsetti. O salondan çıkarken kendimi Da Vinci’nin şifresini çözmüş gibi hissediyordum. Asla önermekten sıkılmayacağım bir film, bence izlemeyen kalmamalı.

(Toplam 27 defa, bugün 1 defa)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir