Yeniden İstanbul: Sevdiğim Mekanlar

Geçtiğimiz aylarda bir süreliğine İstanbul’a gitmiştim. Görmek istediğim yerlerin yanında İstanbul’da yaşadığım zamanlarda çok severek gittiğim mekanlara da uğradım. Eskiden blogumda paylaştığım “Nasıl 100 Kilo Oldum?” başlıklı bir yazı vardı, bir hafta boyunca bir yerlere gidip çılgınlar gibi yiyip içtiğimiz zamanlarda paylaşmıştım. Bu da o yazının temasına uygun, yeme- içme ağırlıklı bir yazı olacak. Taksim’den  Kadıköy’e, Karaköy’den Beşiktaş’a, At Pazarı’ndan Nişantaşı’na atlaya atlaya nerede ne yedik anlatmaya başlıyorum. 

Ya bu kahvaltı beni o kadar mutlu etti ki önce bundan başlamak istedim. İlk durağımız (yazıdaki lokasyonlar arasında) Hanegah (At Pazarı). Ender burada daha önce mıhlama yiyip çok beğenmişti. Ben de mıhlamalı bir kahvaltıya çok yükseldiğimden buraya gittik. Belki masa bir serpme kahvaltı kadar göz doyurmuyor ama lezzet, kalite, doyuruculuk mükemmeldi.Biz iki kişi gayet doyduk yani. Hanegah’ın sahipleri de yanlış hatırlamıyorsam Rizeli ve çoğu ürün oradan geliyormuş. Üniversiteden arkadaşlarımla da Beşiktaş’ta kahvaltı yapmaya gittim birkaç gün sonra ve aradaki kalite farkını daha net anladım. Peynir çeşitleri, pişi, tahin, zeytin filan harikaydı resmen HARİKA!

Taksim’de Türk Alman Kitabevi‘ne geçtik bir akşam. Hem kahve içmek hem de kitap okumak, çalışmak için güzel bir yer. Sıcacık bir ortamı var. O kadar yeme içmeye odaklanmışım ki mekanın fotoğrafını çekmemişim hiç. Tünel tarafında olması beni kalabalıktan uzak hissettiriyor, bu sebeple de çok sevdim. Gül çayını da tavsiye ediyorum, sehr schön. 

Bir Taksim ritüeli olan ıslak hamburgeri unutmadık tabii. Yaptırmayı çok istediğim Daith piercing için de her zaman gittiğim piyirsingciye gittim (kaldı son 4 ).

Görsellik iyi olmayabilir ama Papa John’s pizzadan her İstanbul’a gittiğimde yiyorum. Daha doğrusu Ender alıştırdığından beri her İstanbul’a gittiğimde… Dominos, Pizza Hut vs benzer pizzacılar (genel olarak bunlara ne deniliyorsa işte) arasında bence en iyisi. İyi bir butik pizzacı keşfimiz yoksa pizza için tercihimiz mutlaka Papa John’s oluyor.

Sırada Nusr-et Burger var. Fast food yazmaya devam ettikçe kalp damarlarımın tıkanmaya başladığını hissedebiliyorum. Ama ayda yılda bir böylesine çılgınca kötü beslenip buna değecek şeyler yediğimizi düşününce biraz rahatlama geliyor. Neyse, hamburger için Nişantaşı şubesine gittik. Küçük bir yerdi o yüzden biraz sıra bekledik. Hamburgerleri gerçekten çok güzeldi, baya beğendim ama patatesler tam fiyasko. Yani böyle güzel bir hamburgerin yanına nasıl o patatesler eklenmiş utanmadan, anlayamıyorum. Bir de tulum salata sipariş etmiştik ve o salata, salataya bakış açımı değiştirdi diyebilirim. Salata yapmaktan nefret eden ben, aynı salatayı yapmak için uğraştım.

Jacqueline Cookies, her zaman benim iştahımı açıyor ama saat şuan 23.20 ve ben mutfağa girmeye korkuyorum… Eğer Taksim’e giderseniz karışık ara sokaklarda kaybolmayı göze alıp burada mutlaka kurabiye yemelisiniz. Biz düzenli olarak gidip farklı çeşitleri denemeye bayılıyoruz. Şu zamana kadar denediklerim arasından favorim bademli, deniz tuzlu ve bitter çikolatalı cevizli olan oldu. Kurabiyelerin hazır olması 20 dk filan sürüyor ve mini minicik bir dükkan olduğu için yer bulamama ihtimalinden dolayı arayıp sipariş vermeyi düşünebilirsiniz. Bilgilenmek ve acıkmak isterseniz diye web adresinin linkini de bırakıyorum. Başka yerlerde de satışları varmış, ben de şimdi öğrendim.

Yola Beşiktaş’a gitmek amacıyla çıktık, yanlış yola girmenin sonucunda da kendimizi Kadıköy’de bulduk. Gelmişken Beyaz Fırın‘da waffle yiyelim dedik. Canım waffle istediğinde aklıma gelen ilk ve tek yer Beyaz Fırın oluyor. Tutkulu bir alışkanlık oldu bende. Malesef waffle yeme planımız olmadığı için aşırı tok gitmiş bulunduk ve bu beni biraz üzdü.

Yemek yemenin dışında kahveye de doydum diyebilirim. Starbucks Reserve şubelerinin birinde farklı demleme yöntemleri kullanılarak yapılan kahvelerden denedik. Bir de kupa aldım oradan (kupa bardaklara zaafım var), siyah ve mat olması beni çok etkilemişti.

Karaköy’de açık ara en sevdiğim mekan Mums! İlk açıldığı zamanlarda keşfedip bağımlısı olduğum için yeri bende ayrı. Sevdiğim insanlarla gitmeye bayılıyorum. Mums çayı, bütün tatlıları ve filtre kahvesi benim favorim. Aşırı huzur dolduğum bir yer…

Buraya eklemediğim bir iki yer daha vardı ama fotoğrafları olmadığı için burada bitiriyorum. İyi ki bitirdim çünkü inanılmaz derecede acıktırdı bu yazı beni.  Dişlerimi fırçalayıp yatağa girip bu günü kazasız belasız atlatmak istiyorum. Şekersiz beslenmeye çalıştığım günlerden birindeyim çünkü… Sevgiler… Hoşçakalın…


Sosyal Medyada YBY

(Toplam 141 defa, bugün 1 defa)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir