Berlin | Almanya Gezi Notları

Gecenin bir yarısı otobüs durağına gidip Berlin otobüsünü beklemeye başladık. Gece 03:00’te kalkacak otobüsümüzün gelmesine yaklaşık 3 saatimiz vardı. Henüz İstanbul’dayken hava durumuna baktığımda sıcaklık 20-23 derece arasında gösteriyordu. Ben sadece t-shirt, tayt ve kot ceketimle gittim. Gün içerisinde hava serin ve güneşliydi ama gece donduk. Soğuğa dayanamayıp Berlin gezisinden vazgeçmeyi bile düşündük. Dayanamayıp Ender‘in eşofmanını taytımın üzerinden giyip, gömleklerinden birini şal yapıp, evsizler gibi bankların birinde birbirimize sarılıp beklerken otobüsümüz geldi.

Sabah saat 8 gibi Berlin’e geldik. Kahvaltı yapıp şehir merkezine gitmek için tren istasyonuna gittik. İlk hedefimiz Müzeler Adası olduğu için şehrin merkezi sayılan Alexanderplatz durağında indik. Zaten sadece bir günümüz olduğu için Alexanderplatz Meydanı çevresindeki yerleri gezdik.

Uzun bir yazı olacağı için fotoğrafları sınırlı tuttum ve alt başlıklara ayırdım. İsterseniz başlıklara tıklayarak da okuyabilirsiniz.

Müzeler Adası (Museumsinsel)

Diğer Yerler (St.Marienkirche, Rotes Rathouse, Berliner Dom vb.)

Yeme – İçme

Müzeler Adası (Museumsinsel)

Burası Spreeinsel üzerindeki bir adanın 1 kilometrekarelik alanını kaplayan müzeler topluluğu. Adada Bode MuseumPergamonmuseumNeues MuseumAltes Museum ve Alte Nationalgalerie var.Müzelerin hemen yakınında görülebilecek başka müzeler ve sanat galerileri de var; Deutsches Historisches Museum (Alman Tarihi Müzesi), Contemporary Fine Arts gibi…

Her müzenin kendi giriş ücreti var. Biz öncesinde,  araştırma yaptığımız zaman Müzeler Adası’nda 3 müze için ve 3 gün geçerli olan Museum pass Berlin 3- day- ticket (20 Euro civarı) almaya karar vermiştik. Bilet almaya gittiğimizde farklı seçeneklerin olduğunu da öğrendik. Görevliye 1 günümüz olduğunu ve Museumsinsel’deki tüm müzeleri görmek istediğimizi söyledik ve aldığımız bilet 18 Euro idi, öğrenci kartımızı da göstererek %50 indirim ile 5 müze için sadece 9 Euro ödedik ve eşyalarımızı vestiyere bırakıp gezmeye başladık.

Bode Museum

Adanın en kuzey ucunda bulunan Bode Müzesi’nden başladık. Bina olarak diğer müzeler arasında en görkemlisi buydu bence. Dışarıdan bile çok güzel. Müze içerisinde Bizans Dönemi eserleri ve antik heykeller sergileniyor. En beğendiklerim arasında.

Ziyaret bilgisi: 10:00 – 18:00Perşembe günü 10:00-20:00 arasıPazartesi günleri kapalıGiriş 10 €

Pergamonmuseum (Bergama Müzesi)

İsmini Türkiye’deki Bergama‘dan almış müze, Klasik Antik Çağlar Koleksiyonu, Eski Yakın Doğu Müzesi ve İslam Sanatı Müzesi olmak üzere 3 bölümden oluşuyor. Genel olarak bir Anadolu-Mezopotamya müzesi. Eski Anadolu Medeniyetleri’ne ve Osmanlı Dönemi’ne ait bir çok eser sergileniyor. Bu müze sayesinde Müzeler Adası, Unesco Dünya Mirasları arasında sayılıyormuş. Müzeler Adası’nda her Türk ziyaretçinin görmesi gereken müze olarak geçiyor. En önemli parçası da Zeus Sunağı. Oda gibi bir yere girip koskoca sunağı görünce oldukça şaşırmıştım. Her detayı incelenmeli, çok ama çok güzel. Türkiye’den böyle bir yapıyı nasıl kaçırmışlar, insan gerçekten hayret ediyor.

Ziyaret bilgisi: 10:00 – 18:00Perşembe günü 10:00-20:00 arası, her gün açık. Giriş 12 €

Alte Nationalgalerie (Eski Ulusal Galeri)

Burası da en beğendiğim yerlerden biri oldu. Birbirinin içinden geçen odaları çok beğendim. Alman ressamların yanında Van GoghOsman Hamdi BeyCezanne ve Manet gibi ünlü ressamların eserleri de mevcut. Girişte Osman Hamdi Bey’in eserleri karşılıyor hatta. 3 katlı, çok geniş bir koleksiyona sahip olan bir resim galerisi. Bazı resimlerin fotoğrafını çekmek yasaktı. Resimler hakkındaki bilgileri dinleyince insan daha da çok etkileniyor. Bundan daha efsane resim galerisiyle karşılaşır mıyım bilmiyorum, iyi ki görmüşüm dedim.

Ziyaret bilgisi:  10:00 – 18:00Perşembe günü 10:00-20:00 arasıPazartesi günleri kapalıGiriş 10 €

Alte penceresinden Berlin Katedrali

Neues Museum (Yeni Müze)

Yakın tarih ve Mısır dönemine ait eserler sergileniyor. Çok minimalist bir tarzı vardı. Hem düzenindeki sadeliğe hem de duvardaki ve zemindeki motiflere bayılmıştım. Bazı duvarlarda savaşın izleri duruyordu, tam olarak restore edilmemiş. En önemli eseri Nefertiti. Bir odada tek başına Nefertiti, yanında güvenlik görevlileriyle beraber duruyor. Nefertiti daha önce Kahire Müzesi’nde bulunuyormuş. Fotoğrafının çekilmesi zaten yasak ama biz gittiğimizde nedense içeriye de almıyorlardı. Kapıdan bakabildik sadece. O uzaklıktan bile son derece etkileyici görünüyordu.

Ziyaret bilgisi: 10:00 – 18:00Perşembe günü 10:00-20:00 arası, her gün açık. Giriş 12 €

Altes Museum (Eski Müze)

Klasik Antik dönemine ait eserlerin sergilendiği müze. İstanbul Arkeoloji Müzesi‘nden daha zayıf bir müze olduğunu okuduğum için sona bırakmıştık ve zamanımız olmadığı için burayı gezemedik. Berlin Katedrali’nin önünden görebildik sadece. Mimarisi oldukça güzel.

Ziyaret bilgisi: 10:00 – 18:00Perşembe günü 10:00-20:00 arasıPazartesi günleri kapalıGiriş 10 €

Alexanderplatz durağında inip Müzeler Adası’na doğru ilerlerken;

 

Neptün Çeşmesi‘ni gördük. Fotoğrafını çekmeye unutmuşum. Bu çeşme Roma Tanrısı Neptün’e adanmış. Çevresinde de kadın heykeller, altında çocuk heykeller var. Ayrıca kadın heykeller Almanya’nın 4 büyük nehrini temsil ediyormuş.

St. Marien Kilisesi‘ni gezdik. 13.-14. yüzyıllar arasında Gotik tarzıyla inşa edilmiş. Daha önceden Katolik kilisesi iken Martin Luther‘in reform hareketiyle Protestan kilisesi olmuş. Bahçesinde Martin Luther heykeli var. Zamanında Martin Luther King de vaaz vermiş bu kilisede.

Meydanın ortasındaki Fernsehturm (TV Kulesi) ve biraz ilerisindeki Rotes Rathouse (Kırmızı Belediye Binası) ile karşılaştık.  TV Kulesi, Almanya’nın en yüksek yapısıymış ve tepesinde bir restoran varmış.

Rotes Rathouse, Neptün Çeşmesi’nin karşısında bulunuyor. Yine müthiş güzel yapılardan biri.

Spree Nehri üzerinden Berlin Katedrali. Buradan sonra Müzeler Adası’na geçip, oradan çıkınca da Berlin Katedrali’ne gittik. Berliner Dom, Berlin’in en ünlü katedrali. Önceleri Barok tarzı ile inşa edilmiş fakat sonrasında yıkılıp Neo Klasik tarzda inşa edilmiş. Biz içine girmedik. Dış cephesindeki heykelleri izlemek bile çok güzeldi.

Collegium Hungaricum, bir kütüphane ve sanat merkezi. Dışındaki o kocaman sarı adam çok ilgi çekici.

Yeme – İçme


Berliner, bir çeşit alman pastası. Donut gibi tatlı bir hamurun içinde reçel veya çikolata oluyor. Çok bir numarası yok ama Berlin’e gidince yenmesi gereken şeylerden biri.

Treffpunkt Berlin

Treffpunkt, buluşma yeri demekmiş. Aç bir halde yemek yiyecek bir yer ararken şans eseri girdik buraya. Menüde “Berlin’e özgü” demek olan “Berliner” kısmına bakarak geleneksel şeylerden sipariş verdik. Denemek istediğimiz yeşil bira da bu bölümdeydi. Berlin’e özgü biraların genel adı “Berliner Weiße” ama bu yeşil biraların genel bir ismi var mı bilmiyorum. Bira isimlerinin yanında kırmızı veya yeşil olarak belirtilmişti. Yanında her yerde bulabileceğiniz  “köri soslu sosis” anlamına gelen “Currywurst” yedik. Yanında bir çeşit patates salatası ile geldi. Salatanın sosunda soğan da vardı. Pek alışık olmadığım için sanırım biraz ağır geldi ama birayı çok beğendim. Garsonları oldukça yardımseverdi. Sorduğumuz sorulara ilgili şekilde cevap verdiler.

Mittelstraße 55, 10117 Berlin, Almanya

Einstein Cafe

Burası benim “Berlin’de kesin gidilecek yerler” listemdeydi. Berlin’de farklı yerlerde de şubesi olan bir cafe. Alman garsonlardan biri İngilizce bilmediği için bize Türk bir garsona yönlendirmişti. Menü içeriği çok geniş ve çok güzeldi. Fiyatları da inanılmaz uygun. Hem tatlı şeyler, hem yemek hem de kahvaltı için önerilen bir yer. Atmosferi çok sıcak. Ben latte içtim ve çok beğendim. Cheesecake çeşitlerini sorduğumuzda da sadece limonlu cheesecake olduğunu öğrendik. Şimdiye kadar yediğim cheesecakelerden odukça farklıydı. Üstünde aromalı bir sos yok, daha çok limonlu kek gibi görünüyor ama tadı ve yapısı tam bir limonlu pamuk. Yoğun bir limon aroması var ve ağızda puf puf eriyor. Of çok özledim. En iyi ve en gerçek cheesecake bundan başkası olamaz.

Unter den Linden 42, 10117 Berlin, Almanya

Bizim Berlin’de 1 günümüz böyle geçti. Bizim göremediğimiz, görülmesi gereken daha bir çok yer var; TiergartenHolocaustEast Side GalleryCheckpoint CharlieReichstag ve Ender’in en çok görmek istediği Brandenburg Kapısı gibi. Kesinlikle 1 günde gezilebilecek bir şehir değil tabi ki ama yine de güzel yerler sığdırabildiğimizi düşünüyorum.

Notlar:

– Berlin Pass, müzelere giriş ve ulaşım imkanı sağlayan bir bilet. Farklı seçenekleri de var ve fiyatları değişiyor. Ayrıntılı bilgi almak isterseniz şu sitelere bakabilirsiniz:

https://shop.visitberlin.de/en/

http://www.berlinpass.com/

– Trafik ışıklarında adı “Ampelmannchen” olan bir insan simgesi var. Hediyelik eşya satan yerlerde çoğu eşyanın üstünde de bu simge kullanılıyor.

– Müzeler Adası’nda Türkiye’de kullandığımız öğrenci kartları da geçerli.

– Bir çok yer ve mağazalar saat 18:00’de kapatıyor. Almanya’nın genelinde böyle fakat Berlin daha turistik bir yer olduğu için az da olsa açık yerler var. Saat 18:00 civarı yemek yemek için baya dolaşmıştık.

– Perşembe günü , Müze Gecesi olduğu için müzeler, diğer günlere göre daha geç saate kadar açık.

(Toplam 77 defa, bugün 1 defa)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir